top of page

Boşanma Davalarında Gizli Görüntü, Video, Ses vb. Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir Mi ?

Güncelleme tarihi: 4 Eki 2023


Yazımızda ele alacağımız konu boşanma davalarında tarafların kendi elde ettiği ses, görüntü ve video kayıtlarının delil değeri taşıyıp taşımadığı ve özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği üzerinedir.


Bu tip delillerin kullanılmasına ilişkin istisnaları iki önemli başlıkta ele alabiliriz:


•Kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu veya haksız fiili kayıt altına almak için gizli çekim yapması, başka türlü herhangi bir şekilde kanıt elde edilmesinin mümkün olmaması hali,

•Eşler arasında özel hayat alanının 3. kişilere nazaran daha dar yorumlanması halidir.


“Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için, gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerek Hukuk Genel Kurulu kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir.


Diğer taraftan Özel Daire bozma ilamında belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında; katılanın, sanıklar ile aynı ortamda ve telefonda yaptığı görüşmeleri cep telefonuna kayıt etmek suretiyle elde ettiği kayıtların, 5237 sayılı TCK'nın özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulü olanaklı değildir. Zira, katılanın kastı, bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engellemek ve yetkili makamlara sunmak amacına yöneliktir.”





Yargıtay kararında da belirtildiği üzere önemli olan durum aldatılan eşin eylemi ne amaçla yaptığıdır. Amaç burada sadece aldatılma vakasını ispatlayabilmek ve mahkemeye sunabilmek olmalıdır. Başka bir menfaat işin içine girmemelidir. Aksi taktirde özel hayatının gizliliğine aykırı davranılmış olunacaktır.


Eşlerin evlilik birliği içinde birbirlerine karşılıklı bir hukuki yükümlülükleri vardır. Bu sadakat yükümlülüğüdür. Aldatan eşin bu hukuki yükümlülüğü yerine getirmemesinden kaynaklı olarak ortaya çıkan sadakat yükümlülüğüne aykırılık, karşı taraf olan aldatılan eşin bu hukuksuzluğu ortaya çıkarmak için aldığı gizli ses, görüntü veya video kayıtlarını yani bir diğer deyişle özel hayatının gizliliği yükümlülüğünü hukuka aykırı bir eylem olmaktan çıkarmaktadır.


Evlilik birliği içindeki sadakat yükümlülüğü söz konusu olduğunda asıl önemli olan durum ailenin özel hayatı ve dokunulmazlığı olduğu için aldatan eşin, bu kayıtlar benden gizli bir şekilde özel hayatımın gizliliği gözetilmeyerek alınmıştır tarzında bir beyanı dikkate alınmayacaktır. Çünkü gizlice alınan ses, görüntü veya video kaydı şeklindeki kayıtlar ancak ve ancak aldatmayı ispat etmek için alınmıştır.


Tekrardan söylemek isteriz ki başka bir menfaat söz konusu olduğunda veyahut bu alınan belgelerin mahkemeye verilmesi dışında başka bir kullanım şeklinde bunun belli sonuçları olacak ve özel hayatın gizliliğine aykırılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu dikkat edilmesi gereken bir husustur.


Başka bir dikkat edilmesi gereken husus ise bu alınan kayıtların hayatın olağan akışının dışında alınmaması gerektiğidir. Hayatın doğal seyrinde olan bir sohbet veya görüntünün kaydedilmesi gereklidir. Karşı tarafa özel olarak sorular sorarak ya da tahrik ederek veyahut yönlendirme yapılarak alınan kayıtların bir geçerliliği olmayıp, hukuka uygun elde edilmemesiyle beraber delil değeri taşımayıp ayrıca suç da teşkil edebilmektedir.


Konuyla İlgili Yargıtay Kararları


Dedektif Tutarak Delil Oluşturmak

Eşi olan şikayetçinin kendisini aldattığını ispatlamak için özel dedektiflik hizmeti veren diğer sanık ile anlaşarak, mağdur hakkında delil toplamasını istemesi üzerine, sanığın şikayetçinin … isimli bayanla kamuya açık bir kafede oturdukları sıradaki fotoğrafını çekmesi şeklinde gerçekleşen eylemi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur (Y12CD-K.2017/4579).


Özel Sorular Sorarak Ses Kaydı Almak

Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, “katılana özel olarak sorular sorarak”, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu; Somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığının kabul edilemeyeceği cihetle, atılı (özel hayatın gizliliğini ihlal) suçun yasal unsurları oluşmuştur (Y12.CD-K:2015/20).


Telefon Görüşmesinin Tarafı Olan Kişinin Görüşmeyi İzinsiz Kaydetmesi

Sanığın bacanağı, boşanma davasında kız kardeşinin sanığı aldatmadığını beyan etmiştir. Sanık ise bacanağının aldatma olgusunu bildiğini, yalan yere tanıklık yaptığını ispatlamak ve yalan tanıklık suçundan şikayetçi olmak için bacanağı ile yaptığı telefon görüşmesini planlı bir şekilde özel sorular sorarak izinsiz kayıt altına almıştır. Hazırlıklı ve planlı bir şekilde yapılan bu kayıt hukuka aykırı olup savcılığa sunulması ise “haberleşmenin gizliliğini ifşa suçu” olarak nitelenir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2015/20 karar).


Ses Kayıt Cihazı ile Gizlice Çekilen Ses Kayıtlarının İfşa Edilmesi

Fiilen de beraber oldukları dönemde, resmi nikahlı eşi katılanın sadakatinden kuşkulanan ve kendisini aldattığını düşünen sanığın, birlikte yaşadıkları evin mutfağına ses kayıt cihazı yerleştirerek katılanın bir kişiyle telefonda yaptığı konuşmalara dair seslerini kaydedip, bu kayıtları katılanın kendisini aldattığını söyleyerek müşterek arkadaşları N. ve D.’ye dinletmesi, bilahare bu kayıtları açılan boşanma davasında mahkemeye delil olarak sunması biçiminde gelişen olayda; sanığın, kendisini aldattığı düşüncesiyle boşanma aşamasına geldiği katılan hakkında açacağı boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacıyla ses kayıt cihazı ile kayıt yaptığı, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği, ancak şikayetçiye ait ses kayıtlarını müşterek arkadaşlarına dinleterek ifşa eden sanık hakkında, TCK’nın 134/2. maddesi uyarınca özel hayatın gizliliğini ifşa suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza dairesi – 2014/17251 karar).


Telefon Konuşma İçeriğinin Başkasına Gönderilmesi

Sanığın, yaklaşık 5 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı katılan Selvi ile yaptığı özel bir telefon konuşmasını kaydederek, rıza olmaksızın katılan Selvi’nin eşi katılan Murat’a göndermek suretiyle ifşa ettiği olayda; sanığın, tarafı olduğu haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın açıklaması nedeniyle, TCK’nın 132/3. maddesine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu meydana getirir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/18859 karar).


Boşanma Davasına Delil Olarak Sunmak Üzere İnternet Yazışmalarının Elde Edilmesi

Sanık ile katılanın evli iken aralarında görülen boşanma davası bulunduğu, sanığın, katılanın kullandığı iki farklı mail adresini ele geçirdiği, bu mail adreslerinde kayıtlı bulunan katılanın üçüncü kişilerle yaptığı yazışmaların çıktılarını alarak, katılanla aralarında görülen boşanma davasına delil olarak sunduğu olayda; katılanın üçüncü kişilerle yaptığı yazışmaların, sanık tarafından katılanla aralarında görülen boşanma davasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemi, TCK’nın 132/2. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 12.Ceza Dairesi - Karar: 2016/10731).


Yargıtay kararlarında da görmüş olduğumuz gibi bu tip delillerin kullanılıp kullanılamayacağı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Sizi uyarmak isteriz ki bu durum ince bir buz üzerinde yürümek gibi oldukça dikkat edilmesi gereken bir iştir. Özel hayatın gizliliği yükümlülüğüne aykırı davranmamak ve olası zararlardan kaçınılması için hukuki süreci muhakkak bir avukat vasıtasıyla takip etmenizi öneririz. Konuyla ilgili görüş, sorularınız ve danışmanlık için sitemizdeki iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.


Korkmaz Hukuk Bürosu

Comments


©2022 Av. Yasin Korkmaz

bottom of page